Köy hayatını çok seviyorum…

Bu dünya hengâmesi köyden çıkardı beni ama köyü içimden çıkarabildi mi. Kırk yılın yorgunluğu var üstümde ama köyüm derdimin dermanı.
Ödemeler, borçlar, alacaklar ve hayatımın odağına oturttuğum işim ve de köy deyince pimpirikleşen eşim, hiç biri avutamadı beni, tek ne varsa sende var köyüm.
Atam burada, dedem burada, ninem burada, amcam burada, bilmem kaç dönüm baba toprağım var burda. Nasıl hapsederim kendimi elin yüz metrekarelik konutunda.
Geçen gün bağ bahçeleri dolaşıyordum. Birden burnuma müthiş bir koku geldi. Durdum baktım. Etrafta bir sürü çiçek var. Ah bu çiçeklerin karma kokusu. Ah bu cennetin mis kokusu.
Yaban çilekleri kırmızı kırmızı yamaçlarda. Olgunlaşmış. Çocuklarla topluyoruz. Kızım çileği çok sever. ”Baba, bunlar manavdan aldığımız çileklerden çok daha küçük ama çok daha leziz” diyor. ”Elbette kızım, lezzeti irilikte, parlaklıkta, gösterişte arayanlar o yüzden hep yanılırlar” diyorum.
İnsanlar aza kanaati bıraktıktan beri mutluluğu zenginlikte arıyorlar. Oysa mutluluk burun üstünde unutulmuş bir gözlüğe benzer, etrafta ne kadar ararsan arabulabilmen mümkün değil. Yanlış yerde arıyorsundur. Hep ”yüzdurduk” para peşine, viran kaldı köylerimiz, evlerimiz. Mutlu mu olduk, asla. Keçiboynuzu gibi hayatı çiğne çiğne tat yok. Bir dirhem bal için yüz çeki odun yiyoruz farkında değiliz. Bu yıl beş köylüm geri döndü köyüne. Allah hepsine rahmet eylesin. Ne İstanbul’u getirebildiler yanlarında ne de Almanya’yı. Gittikleri gibi döndüler. Yaban ellerde öldüler. Burada da ölüm vardı oysa. Niye zahmet ettiler.
Her şey için saldırdık biz dünyaya,
Şimdi elimizde kaldı koskocaman bir hiç!
Kulağımda Oylat deresinin ninnisi, ellerim başımın arkasında, hamağımda uzanmışım. Gözüm dut ağacının dutlarında. Haftaya olgunlaşır bunlar. Haftaya da gelmek lazım, haftaya da…

Köy hayatının güzelliklerinden ve özelliklerinden bahsederken adeta yaşıyorum daha doğrusu yaşamak istiyorum.

Şehir hayatı; her gün binlerce insanın içine girdiği ve çoğunlukla iş, eğitim vb. konular yüzünden çekmek zorunda olduğumuz hayat türüdür.

Fakat köy hayatının da şehir hayatına göre olumlu yönlerini görmek mümkündür. Bunlarda ilk olarak insan sağlığını ele alabiliriz. Her yaştaki insanın doğa sevgisi, hayvan sevgisi ve birçok konuda doğayla iç içe olması köy hayatının en olumlu yeri olduğu herkesçe bilinmektedir. İkinci olarak yenilen doğal besinlerdeki tazelik ve hormonsuz sağlıklı organik besin cenneti olan köy hayatı, yaşayan insanların bu konuda çok şanslı olduklarını söyleyebiliriz. İstatistiklerde şunu gösteriyor ki köyde yaşayıp doğal(Organik) beslenen bir kişinin şehir insanına nazaran daha uzun süre yaşıyor olması bence köy hayatını tercih etmemize yeterde artar.

Şaban Korkmaz

 

 

 

Bunları da sevebilirsiniz

Köy hayatını çok seviyorum…” için bir yorum

  1. Dusuncenize saglik, Sayin Şaban bey muhtesem dile getirmissiniz. Sevdiklerinizle saglikli uzun omurler dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir